Yangın yerine dönmüş bir bölgede yaşıyoruz. Geçmişinde “Osmanlı Türk Hâkimiyeti” olan, barış, huzur ve adalet içerisinde yaşamış olan, ancak bugünlerde acılar yaşayan bir coğrafyadayız. İşgaller, istilâlar, katliamlar, baskılar ve zulümler yaşanıyor. İşte bu yüzden, Türk ve İslâm dünyasının, mazlum milletlerin ve bütün insanlığın aradığı huzur ve adalet iklimi, tarihimizin, kültürümüzün ve medeniyetimizin doğru anlaşılmasına ve yeniden dünyaya “çağrımızın” duyurulmasına bağlıdır. Osmanlı bir çağrıdır. Bu dünyanın gördüğü en büyük devlet ve medeniyet anlayışıdır. Osmanlı bir ufuktur. Zaferleri ve fetihleri kadar bozgunlarının, yükselişi kadar çöküşünün, küçük bir beylikten üç kıtaya hükmeder konuma gelip, ardından küçük bir coğrafyaya hapsolmasının sebep-sonuç ilişkisiyle anlaşılması gereken köklü ve derin bir tarihe sahiptir. Bu tarihi sadece söylentilere, derme-çatma bilgilere, kırık dökük hatıralara bırakmamalıyız. Sahip çıkmalıyız. Şu an Söğüt’te değilim. Ancak bu yazıyı “Osmanlı’nın kurulduğu yerden” yazıyorum; yani idrakimizden, imanımızdan, yani vicdanımızdan, acılarımızdan ve alın terimizden… Biliyorum ki bu mayanın tezahür ettiği yer de Söğüt’tür. Tarihçilerimize sesleniyorum. Bu fırsatı değerlendirin. Tarihimizi yeniden yorumlayacak şekilde araştırın ve dikkatlerinizi toplayın. Ardından, eğer yüreğiniz yetiyorsa, cesaretinize ve bilginize güvenerek; fitneye dönüşen, yara haline gelen, tehdit ve tehlikeler içeren meselelerin köklerini tarihten alıp, herkesin bilgisine sunun. Sunun ki cehalet aşılsın, bu yaralar sarılsın. Aynı zamanda Türkiye’nin hem bölgesini, hem mazlum milletleri ve hem de bütün dünyaya söyleyeceği “bir çift sözü” ve daha da önemlisi tarihine yakışan “çağrısı” ortaya çıksın. Kendimize ve birbirimize yeniden güvenimiz gelsin. Köklü medeniyetimiz “anka kuşu” misali “küllerinden doğsun…” Aklın ve bilimin ışığında, yeniden millî ve manevî değerlerimizde buluşalım. Böylece Türk’ün kutlu çağrısı yeniden çağları aydınlatacaktır. Böylece Atatürk gibi, hem cehalete, hem de emperyalizme büyük bir tokat atılmış olacaktır. Sözlerime Atatürk’ün 10. Yıl Nutkundan bir cümleyle son vermek istiyorum: “Türklüğün unutulmuş medeni vasfı, atinin ufuklarından bir güneş gibi doğacaktır.”
|