
Günde bir yol duman çöker serime Elim ermez gidem kisbü kârıma*.. .. Aşık Ruhsati. 1835’ten 1911’e kadar olan yaşamının büyük kısmı Sivas’ta geçmiş. Yukarıda okuduğunuz satırlar, onun şiirinden. Zevkle dinlediğimiz, belki zaman zaman mırıldandığımız “Daha senden gayrı aşık mı yoktur?” türküsünün şiiridir bu. Ne zaman bir güvercin görsem, martı çığlığı duysam aklıma gelir bu türkü ve başlarım söylemeye. Martıları düşünürüm, güvercinleri, sınırsız semayı ve güçlü kanatlarını. Oysa kaldırımda yanyana yürüyoruz güvercinlerle, yürürken korkmazlar, alışmışlar bizlere. Sabah erken saatte uçuşuyor meydanlara, tüneklerinden bir bir çıkıp her zamanki yerlerini alıyorlar. İnsanlar arasında bir o yana bir bu yana koşturup duruyorlar her dakika. Biri bir kırıntı döküverir de ağzından onlar yakalamaz olurlar mı? Yerde buldukları en minik kırıntıya üşüşüverirler. Yumurtadan çıktıklarından beri beraber oldukları arkadaşlarıyla o kırıntı için dövüşürler. Nerede olurlarsa olsunlar, asla durmaz gözleri. Hem yeri, hem arkadaşlarını hem insanları takip etmeliler o gözlerle. Doymazlar hiçbir zaman. O minicik kırıntıya koşarlar. “Bugün çok yedim, gerisini arkadaşlarım yesin” demezler. Uyuyana dek hiç durmadan yerler. Bir de kur yaparlar birbirlerine. Göğüslerini kabartır, öylece yürürler dişi güvercinlere. Gün biter, üç metre boyunda bir ağacı dahi aşmadan, uçarak kaldırımdan tüneklerine dönerler. Ya martılar? Martıların da gözleri sabit kalmaz. Her an etrafımızda dolanır dururlar. Sahile vurmuş çürük balıkları yerler. Balıkçıların balıklarını çalarlar, arsızca. Göğe yükselmelerine kanmayın, ileride bir balıkçı ağını topluyor ya da rüzgarla baş edemiyorlardır. Sürekli rekabet içindedirler diğerleriyle. Bir yiyeceği birbirlerinin ağzından kapabilirler. Eğer afiyetle yemişlerse yakaladıklarını, durmaz dalga geçen çığlıklarını atarlar. Bir martı bağırtısı duyduysanız, orada rekabetin olduğunu anlarsınız. Martılar, güvercinler ayrılmazlar o beslendikleri yerlerden. Oralarda yükselip gökyüzüne, bilinmeze kanat çırpmazlar. Sınırları olmayan göğü keşfe çıkmazlar. Görülecek diye hep aynı ağacı hep aynı yolu hep aynı binaları görürler. Uzun yaşarlar kimileri. Bir karga mesela yüz yirmi, iki yüz sene yaşayıp da sürekli aynı çöplükte kalabilir. Bize göre uzun ömürlerinde, sınırsız gökyüzünün sonsuzluğuna kanat çırpmazlar. İnsanlaşmış kargalar, martılar, güvercinler. İnsanların yanıbaşında geçirdikleri yüz yıllar bunları öğretmiş onlara. Nefsin elinde tükenen insanlığın çırpınışları, onların kanatlarında aksini bulmuştur. Bu ilkel canlıların, basit yaşamlarını düşünürken türkü son bulur. Düşünceler güvercinlerden, kaldırımda yanımdan geçip giden insanlarda odaklanır; Sabah serinliği ile yeni dirilmiş bedenler. Ruhlarının kanatlarını gizlemiş sağa sola koşuşturanlar. Simitçinin başındaki kalabalıkta, kalan poğaçaları takip eden dikkatli bakışlar. Evlerinden birer birer meydana çıkmış, yürüyen mutsuz suratlar. Yolda birbirleriyle itişen şoförler.. Odaklanan düşünceler boşluktaki soru işaretlerini tamamlarken, dile gelen yine aynı türkü olur, her sabah. Mevlam kanat vermiş uçamıyorsun Bu nefsin elinden kaçamıyorsun Ruhsati dünyadan geçemiyorsun ... *Kisbü Kar: İş,güç. Kazanç(Osmanlıca)
BİR ŞİİR
TÜRKOĞLU TÜRKÜZ BİZ Demokrasi falan hepsi bahane, Toplanıp fitne çıkardılar yine. Kimisi katil, kimisi cani, kimisi kene, Sabrımızı denemeyin Türkoğlu Türk’üz biz.
Çözüm için çare bulmuşlar akıllarınca, Etrafımıza düşmanlar sarmışlar bizlere kanca. Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i birlik olunca, Sabrımızı denemeyin Türkoğlu Türk’üz biz.
Töremiz belli, Soyumuz belli, Bu bilinmeyen açılım neyin modeli. Daha unutmadık, dün verdik şehiti, Sabrımızı denemeyin Türkoğlu Türk’üz biz.
Allah’ımız bir, Kuran’ımız bir Kıblemiz bir, Geçmişi olmayan, Türklüğü ne bilir. Aşık Yaşar gördüklerinden utanır, yaşananlara sinirlenir, Sabrımızı denemeyin Türkoğlu Türk’üz biz. YAŞAR ULUĞ - SÖĞÜT
BİR ŞİİR
NERDESİN Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar:-Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgârlara karışır gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana:-Nerdesin?
Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben. Elverir ki bir gün bana, derinden, Ta derinden, bir gün bana "Gel" desin. Ahmet Kutsi TECER
BİR SÖZ
İnsan kendini yalnızca insanda tanır. Goethe
BİR DÜŞÜNÜR
Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyandırınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınız. Konfüçyüs

DÜNYANIN EN TIRT DERBİSİ
Geçen haftaki derbiyi izledikten sonra bende birçokları gibi futboldan soğudum. Artık resmen saha dışı değil de, saha içi aşırı şiddetin de aracına dönen, rekabet değil de garabet diyelim biz buna. Mümkünse artık Fenerbahçe-Galatasaray maçları oynanmasın. İkisi de hükmen yenik sayılsın. En azından futbol bu kadar düşmez. Dünyanın 1 numaralı derbisiymiş. Kimi kandırıyoruz ki? Türkiye’den başka hangi ülkede izleniyor bu maç? Hiçbir yerde öyle değil mi? E nasıl 1 numara oluyor o zaman? Kendimizi kandırmakta ayrı bir marifet tabi. Rangers-Celtic, Boca-River, Lazio-Roma derbileri varken Fenerbahçe-Galatasaray derbisine 1 numara demek gerçekten komik oluyor. Gerçek derbiler bu saydıklarımdır. Örneğin: Rangers, protestan çoğunluğu temsil eder. Celtic, katolik azınlığı. Yani deyim yerindeyse din derbisidir. Boca, fakirlerin takımıdır. River, zenginlerin. Buna da sınıf derbisi diyebiliriz. Lazio, muhafazakarların takımıdır. Roma, demokratların. Bu da mesela ideoloji derbisidir. Yani bu saydığım takımların taraftarları birbirleriyle arkadaş değillerdir. Dışarıda bir araya gelmezler. Bir ailede herkes aynı takımı tutar. Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti ise, medya tarafından kışkırtılmış bir rekabettir. Ticari amaçlar yüzünden körüklenir. Din, ırk, sınıf, ideoloji ayrımı yoktur. İki kardeş bile farklı takımı tutabilmektedir. Bu ticari kaygı herkesi öyle bir etkisi altına almış ki; taraftarından, futbolcusuna; yöneticisinden, başkanına herkes birbirinden nefret eder olmuş. İnsan kardeşini bir kaşık suda boğmak ister mi yahu? O duruma geldik yani. Hani o saydığım bir sürü derbi var ya. Aralarında o kadar ayrım olmasına rağmen inanın o maçlar oynanırken ya da oynandıktan sonra bu kadar olay çıkmıyor. Keşke kimse kimseyi kandırmasa, 20 yıl öncesi gibi, iki takım taraftarları da maçları yanyana izleyebilse ve maç sonraları fotoğraftaki gibi kulüplerinin sembol oyuncusu olmuş futbolcular, birbirlerinin formalarını giyse..



|